Göçmenlik ansiklopedisi
İngilizcesi Olmayanlar Göç Etmek İçin Başvuru Yapabilir mi?
Öne çıkanlar
Pek çok başvuru sahibi zayıf İngilizce bilginin göçmenlik süreçlerini olumsuz etkileyeceğinden endişe duyar. Aslında farklı ülkelerin ve programların dil gereksinimleri değişiklik göstermektedir; bazı yollar İngilizce yetkinliğine öncelik verirken, diğerleri mal varlığı, yatırım, aile hedefleri, kurumsal arka plan veya fon kaynağına odaklanır.
Pek çok kişi yurt dışında oturum ve statü elde etmeyi araştırırken şu soruyu sormaktadır: İngilizcesi olmayanlar göç edebilir mi?
Bu soru oldukça yaygındır. Birçok başvuru sahibi göç etme fikrine sahip olsa da, İngilizcelerinin yeterince iyi olmadığını, dil sınavlarını geçemeyeceklerini ve yurt dışına gittikten sonra yaşam, işlemler ile çocukların eğitimi konularında zorluklarla karşılaşacaklarını düşünmektedir.
İngilizce yetkinliği belirli göçmenlik projelerini etkilese de, İngilizcenin iyi olmaması tamamen küresel bir statü planlaması yapamayacağınız anlamına gelmez. Farklı ülkeler ve farklı güzergahlar için dil gereksinimleri büyük ölçüde değişiklik gösterir. Anahtar nokta, hangi tür statüye başvurmak istediğinizi ve bu statünün gelecekte temel olarak hangi senaryoda kullanılacağını değerlendirmektir.
Birincisi, Hangi Projeler İngilizceye Daha Çok Önem Verir?
Eğer nitelikli göçmenlik, eğitimden oturuma geçiş, işveren sponsorluğu veya belirli uzun süreli yerleşim projelerine başvuruluyorsa, dil yetkinliği genellikle oldukça önemlidir.
Bu tür projeler sıklıkla yaşı, akademik geçmişi, mesleği, iş deneyimini, dil puanlarını ve yerel istihdam edilebilirliği bir bütün olarak ele alır. İngilizce ne kadar iyi olursa rekabet gücü genellikle o kadar yüksek olur; sonraki yaşam ve iş uyumu da o kadar sorunsuz gerçekleşir.
Başvuru sahibinin İngilizce altyapısı zayıfsa ancak hedefi uzun vadeli yerleşim, istihdam veya çocuk eşliği ise, dil gelişimi, yaşama uyum ve aile uyumu konularının önceden düşünülmesi gerekir.
İkincisi, Hangi Projelerin İngilizce Gereksinimi Nispeten Düşüktür?
Her yurt dışı statüsü yüksek düzeyde İngilizce becerisi gerektirmez.
Bazı yatırımcı göçmenliği, Golden Visa, ikinci pasaport, emeklilik oturumu ve varlık bazlı oturum projelerinin odak noktası sermaye gücü, varlık kanıtı, fon kaynağı, aile üyeleri, arka plan incelemesi ve yatırım düzenlemeleri olabilir.
Bu tür projeler başvuru sahibinin sıkı dil sınavlarını geçmesini şart koşmayabilir, ancak bu durum hiçbir hazırlık gereksinimi olmadığı anlamına gelmez. Başvuru sahiplerinin yine de belgeleri, varlıkları, aile ilişkilerini, fon kaynaklarını ve başvuru amaçlarını net bir şekilde açıklaması gerekir.
Bu nedenle İngilizce bilmemek kesin bir engel değildir, ancak kendi koşullarınıza daha uygun bir yol seçmeniz gerekir.
Üçüncüsü, Çocukların Eğitimi ve İngilizce Sorunları Ayrı Değerlendirilmelidir
Birçok aile çocuklarının eğitimi için yurt dışında statü elde etmektedir.
Eğer çocukların yaşı küçükse dil uyum alanı nispeten daha geniş olur; ancak çocuklar çoktan ortaokul veya lise aşamasına girmişse dil geçişi, müfredat sistemi dönüşümü ve kayıt zamanı çok daha önemli hale gelecektir.
Ebeveynlerin İngilizcesinin zayıf olması mutlaka çocukların yurt dışı eğitim planlamasını etkilemez; ancak refakat etme, günlük yaşam, okulla iletişim kurma ve yerel işleri yürütme gibi pratik sorunları etkileyebilir.
Bu nedenle aileler ülke seçerken yalnızca başvuru koşullarına değil, aynı zamanda çocukların yerel dil ortamına uyum sağlayıp sağlayamayacağına, ebeveynlerin refakat etmesinin uygun olup olmadığına ve Çinli toplulukların daha olgun ve yaşam desteğinin daha mükemmel olduğu bölgelerin seçilmesine gerek olup olmadığına dikkat etmelidir.
Dördüncüsü, Girişimciler Kullanım Senaryolarını Daha Fazla Göz Önünde Bulundurmalıdır
Girişimciler için İngilizcenin zayıf olması kimlik alımını doğrudan etkilemeyebilir; ancak yurt dışı şirket yönetimini, banka hesabı açılışını, sözleşme iletişimini, müşteri iş birliğini ve yerel iş operasyonlarının hayata geçirilmesini etkiler.
Eğer bir işletme sahibi statüyü yalnızca küresel seyahat, varlık tahsisi veya yedek bir düzenleme amacıyla alıyorsa, dil gereksinimi çekirdek bir sorun olmayabilir.
Ancak gerçek anlamda yurt dışına açılma ve operasyon yürütme, uzun vadeli yurt dışı şirket yönetimi planlanıyorsa; dil, ekip, uyumluluk ve yerel hizmet desteği birlikte ele alınmalıdır.
Bu nedenle girişimciler yurt dışı statüsü seçerken yalnızca dil eşiğine bakmamalı, gelecekte gerçekten o ülkede yaşayıp yaşamayacaklarını veya iş yürütüp yürütmeyeceklerini de değerlendirmelidir.
Beşincisi, Easysail Global Size Nasıl Yardımcı Olabilir?
Easysail Global; dil altyapınıza, aile hedeflerinize, çocukların yaşına, bütçe aralığınıza, varlık durumunuza, kurumsal arka planınıza ve gelecekteki ikamet planınıza dayanarak size en uygun ülke ve statü yollarını belirlemenize yardımcı olur.
Odaklandığımız nokta yalnızca "İngilizcenin iyi olup olmadığı" değil, genel koşullarınızın uygun bir yurt dışı statüsüyle eşleşip eşleşmediği ve bu statünün gelecekte gerçekten kullanılıp kullanılmayacağıdır.
Eğer şu anda yurt dışı statüsü, yatırımcı göçmenliği, ikinci pasaport veya aile uzun vadeli planlaması yapmayı düşünüyorsanız, yalnızca internetteki bilgilere dayanarak kendi başınıza karar vermeniz önerilmez.
Her ailenin bütçesi, varlıkları, çocukların eğitimi, ikamet düzenlemeleri, vergi statüsü ve gelecekteki hedefleri farklıdır; başkasına uyan bir proje mutlaka size uygun olmayabilir.
Temel durumunuzu Easysail Global ile paylaşabilirsiniz; arka planınıza dayanarak temel bir analiz sunabiliriz:
* Hangi ülke yönü uygun;
* Şu anda başvuru koşullarını karşılayıp karşılamadığınız;
* Bütçenizin eşleşip eşleşmediği;
* Hangi belgeleri hazırlamanız gerektiği;
* Daha güvenli alternatif çözümlerin olup olmadığı;
* Başvurudan önce hangi risklerden kaçınılması gerektiği.
Dil yeteneğinizi, aile hedeflerinizi ve statü kullanım senaryolarınızı netleştirip ardından başvuru yapmaya karar vermek, genellikle sadece İngilizcenin zayıf olmasından endişelenmekten çok daha değerlidir.
